Nöroloji

 

Öğretim Elemanları:

Prof. Dr. Handan Işın ÖZIŞIK KARAMAN (Anabilim Dalı Başkanı)          
Yrd. Doç. Dr. Halil Murat ŞEN

Yrd. Doç. Dr. Adile ÖZKAN

 

 

Araştırma Görevlileri:

Dr. Ceyda HAYRETDAĞ ÖRS

 

Dr. Yeliz YILMAZ

Dr. Çağdaş BALCI

Dr. Afshın MASHAYEKHI


Teknisyen:

Hayrunnisa YILDIRIM

 

 

Nöroloji Anabilim Dalı’nın ilk öğretim üyesi ve kurucusu Mayıs 2007’de bu göreve atanan Prof. Dr. Handan Işın ÖZIŞIK KARAMAN’dır.

Halen Nöroloji Anabilim dalında iki öğretim elemanı, üç araştırma görevlisi ve bir teknisyen görev yapmaktadır;

 

 

  NÖROLOJİ SERVİSİ 

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesinin ikinci katındadır.

 

  NÖROLOJİ POLİKLİNİĞİ 

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesinin yeni binasının zemin katında poliklinikler bölümündedir.

Genel poliklinik (Nöroloji Poliklinik I) ve özel dal polikliniği (Nöroloji Poliklinik II) olarak 2 farklı odada hasta bakılmaktadır.

 

  ÖZEL DAL POLİKLİNİĞİ (Nöroloji Poliklinik II): Haftanın dört günü ayrı bir hastalık grubuna ayrılmıştır:

BAŞ AĞRISI: Pazartesi

EPİLEPSİ: Salı

MULTİPL SKLEROZ: Çarşamba

HAREKET BOZUKLUKLARI ve DEMANS: Perşembe

BOTULİNUM TOKSİNİ UYGULAMALARI: Çarşamba günü yapılmaktadır.
Özel poliklinikler yolu ile izlenen hastaların tanı, takip ve tedavilerinde özellikli incelemeler yapılmakta ve bu hastalarda multidisipliner yaklaşımda bulunulmaktadır.

  KLİNİK NÖROFİZYOLOJİ LABORATUVARLARI 

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesinin ikinci katında B koridorundadır ve randevular teknisyenden alınmaktadır.

 

EMG-UP LABORATUVARI: 1 EMG ve UP cihazı bulunmaktadır. Haftanın her çalışma günü ENMG incelemeleri, UP incelemeleri (SUP, GUP, BİUP) yapılmaktadır.


EEG, VİDEO EEG LABORATUVARI: Rutin EEG çekimi en az 2 saatlik çekim olarak gerçekleştirilmekte olup bu çekimler için bir ve 24 saatlik video-EEG çekimleri için bir cihaz bulunmaktadır.

Bu laboratuvarlarda bir teknisyen görev yapmaktadır.

 

EEG Nedir?

EEG “elektroensefalografi”nin kısaltılmış halidir. Beynin elektriksel aktivitesinin, saçlı deriye yerleştirilen çok sayıda elektrotla, kaydedilmesi esasına dayanır, sessiz ortamda uykuyu da içeren istirahat halinde kayıtlama yapılır. EEG epilepsi (sara) hastalığı, bilinç kaybı ile giden durumlarda, ansefalit ve menenjit gibi beyin veya beyin zarlarının iltihaplı hastalıklarında, karaciğer ve böbrek yetmezliklerine bağlı şuur değişiklikleri gibi pek çok hastalıkta tanı ve izlem amacıyla kullanılır. Gebelere de güvenle uygulanır.

 

EEG de Çekim tipleri nelerdir?

  1. Poliklinik hastalarına 2 saatlik rutin kayıt: Hasta çekime tok gelmeli. Hastadan çekimden önceki gece normal uykusundan daha az uyuması istenebilir. Çekim hastanın gözü kapalı hareketsiz halde yatarken gerçekleştirilir. Uyku aktivitesininde izlenmesi önemlidir çünkü bazı EEG bozuklukları uykuda belirir veya aktifleşir. Çekim sırasında teknisyen hastadan derin nefesler alıp vermesini, göz açıp kapamalar yapmasını ister. Ayrıca bazı nöbet tiplerinin ışık uyarımına duyarlılığı olduğundan bu duyarlılığı saptamak için çekimin sonuna doğru farklı frekanslarda ışık uyarımı verilir. Çekimlerde kullanılan elektrot yapıştırıcıları piyasada hazır satılan yapıştırıcılar olup çekim bitince su ile rahatlıkla temizlenebilir.

  2. Video-EEG Monitorizasyon: Hekimin istemesi halinde video-EEG monitorizasyon yapılabilir. Hastanın refakatçi ile birlikte video-EEG monitorizasyon birimine yatışı yapılır. Amaç atakların video görüntüsü ile EEG nin eş zamanlı kayıtlanmasıdır. Elektrotlar günlerce dayanacak şekilde kollodiyon denilen bir madde kafa derisine yapıştırılır. Hasta günlük aktivitesini sürdürürken video kamera ile izlenir ve eş zamanlı EEG kaydı alınır. video-EEG monitorizasyon sıklıkla ilaçlara rağmen nöbetleri devam eden hastalarda nöbetin beynin hangi bölgesinden kaynaklandığını saptamak, sara tanısının şüpheli olduğu durumlarda tanıyı kesinleştirmek veya nöbet tiplerini saptayabilmek amacıyla yapılır. Çekim sonrasında kollodiyon yapıştırıcısı, aseton ile teknisyen tarafından temizlenir

 

ENMG/EMG Nedir?

ENMG “elektronöromiyografi” ve EMG ise “elektromiyografi”nin kısaltılmışıdır. Basit olarak söylemek gerekirse bu tetkik kasların, sinirlerin ve sinir köklerinin elektriksel aktivitesini kaydetme esasına dayanır. Genelde tanı bazen de izlem amacıyla kullanılır.

 

EMG/ENMG nasıl yapılır?

İnsan sağlığını tehdit etmeyen bir elektriksel uyaranla sinirler uyarılır. Sonra gerek görülürse özel iğneler ile kasa girilerek elektriksel aktivite kayıtlanır. Düşünülen tanıya göre yalnızca sinir veya sinir ve kas incelemeleri birlikte yapılır. Sinir iletimlerinin ölçümünü doktor veya doktorun belirlediği şekilde EMG teknisyeni, kasların incelenmesi işlemini ise doktor yapar. Tetkik süresi yapılması planlanan işlemin kapsamına göre 15 dakika ile 1.5 saat arasındadır.

 

Sinir iletim ölçümü: Hastanın ön tanısına ve nörolojik muayene sonucuna göre tetkiki yapacak doktor tarafından seçilen sinirler elektrik akımı verilerek uyartılır. Verilen elektrik akımı kısa süreli ve zararsızdır. Elektrik akımı verildiği yerde hoşa gitmeyen bir his oluşturur, ancak genellikle ağrı olarak algılanmaz. Sinirde ortaya çıkan elektriksel aktivite sinir boyunca yayılır ve ulaştığı çeşitli bölgelerde bir başka elektrot ile kaydedilir. Bir EMG tetkiki sırasında ortalama 5 - 10 sinirden ölçüm yapılır.

 

Kasların incelenmesi: İğne şeklinde bir elektrot hastanın ön tanısına ve nörolojik muayene sonucuna göre seçilen kas içine yerleştirilerek kastaki elektriksel aktivite incelenir. Kullanılan elektrot, enjeksiyon iğnelerine benzer boyut ve görüntüdedir. İşlerm sırasında duyulan ağrı kas içi ilaç enjeksiyonu yapılışı sırasında duyulan ağrıya benzer. Her bir kasın incelenmesi birkaç dakika sürer. Kas içinde değişik yerlerden kayıt alma amacıyla iğnenin yönü ve yerinin birkaç kez değiştirilmesi gerekebilir ve bu sırada ya ağrı hissi olmaz ya da hafif şiddette bir ağrı oluşur. İncelenen kas sayısı tanıya bağlı olarak ortalama 1 ile 10 arasında değişir.

 

ENMG/EMG tetkiki öncesi hazırlığı

Aç kalınmasına gerek yoktur. Tetkik sırasında, kolların dirsek üstüne, bacakların ise diz üstüne kadar sıyrılması gerekir. Bazı özel tanılarda iç çamaşırlarınız kalacak şekilde soyunma istenebilir. Bu nedenle hastanın tetkike kolayca çıkarıp giyebilecek bol giysiler ile gelmesi önerilir. Derinin elektriksel iletkenliği önemli olduğu için cilde krem veya benzeri maddeler sürülmemeli, cilt tozlu, yağlı, kirli olmamalıdır. Tetkik sırasında varsa, ilgili bölgelerdeki sargı, bandaj gibi örtüler açılır. EMG/ENMG dinamik bir tetkiktir, bazen önceki hastanın işlemleri beklenenden daha uzun zaman alabilir. Böyle zamanlarda verilen randevu saatlerinden sapmalar olabilir. Hasta tetkikin 1 saat sürebileceğini dikkate alıp EMG laboratuarında 1.5 saat geçirmeyi planlayarak gelmelidir.

 

Nörolojinin Sıkça İlgilendiği Hastalıklar

Baş Ağrısı:

Baş ağrısı çok sayıda nedene bağlı olarak oluşur. Altta abse, tümör gibi başka bir neden bulunmazsa bu tip baş ağrılarına primer baş ağrısı denir. Primer baş ağrılarından en sık görülenigerilim ve migren tipi baş ağrılardır. Altta başka bir hastalık bulunan baş ağrıları ise sekonder (ikincil) baş ağrılarıdır ve bunlara yol açan nedenler sinüzit, açlık, enfeksiyonlar, damar ve metabolizma hastalıkları, kafa içi tümörleri vb. dir. Baş ağrıları sürekli ise, ilk veya çok şiddetli, yeni ve farklı, giderek artan, 50 yaştan sonra başlayan, kafa travması sonrası gelişen, ekzersizle, cinsel aktiviteyle ortaya çıkan, tedaviye yanıt vermiyorsa vakit geçirmeden doktora başvurulmalı.

 

Bunama:

Halk arasında “bunama” olarak adlandırılan, tıbbi olarak ise ismi “demans” olan hastalık nörolojinin ilgilendiği bir diğer hastalıktır. Genellikle ileri yaşta unutkanlık, davranış bozuklukları, kişilik değişiklikleri, hayal görme, kişisel bakımda bozulma ve çevresine olan ilgide azalma gibi bulgularla başlar. En sık olanı halk arasında “Alzheimer hastalığı” olarak da tanınmaktadır. Her unutkanlık bunama değildir, her bunama da Alzheimer hastalığı değildir. Örneğin bir vitamin olan B12’nin eksikliğine bağlıda bunama gelişebilir ve bu vitaminin verilmesi ile tedavi edilebilir. Ayrıca tiroid hastalıkları da hafıza sorunlarına yol açabilir. Unutkanlık kişinin günlük ve iş yaşamını etkiliyorsa, giderek artış gösteriyorsa bir nöroloji doktoruna başvurulmalıdır.

 

Epilepsi (sara hastalığı)

Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır, ve beyin hücrelerinde geçici anormal elektrik yayılması sonucu ortaya çıkar. Epilepsi, dünya nüfusunun yaklaşık %1'ini etkiler. Erkek ve kadınlarda ırk ayrımı olmaksızın eşit olarak görülür. Epilepsi nöbetleri her yaşta ortaya çıkabilmekle birlikte sıklıkla en gençler ile en yaşlılar etkilenir. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik çeşitleri mevcuttur. Kırkın üzerinde nöbet tipi tanımlanmıştır. Herkes tarafından epilepsi veya sara dendiği zaman anlaşılan ve iyi bilinen tonik-klonik nöbetin yanısıra başkalarının hiç farketmeyeceği kadar hafif nöbet çeşitleri de vardır. Epilepsi nöbetleri çok çeşitli olmakla birlikte temelde nöbetler iki çeşittir: Parsiyel (yani beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler) ve jeneralize (beyinde yaygın olarak olarak başlayanlar). Tanımlanmış bu mevcut nöbet tiplerine rağmen herkesin geçirdiği nöbet kendine özgü bazı farklılıklar gösterebilir.

 

Hareket Bozuklukları

Hareket bozuklukları, beyinde hareketi kontrol eden merkezlerin çeşitli nedenlerle tutulumu sonucunda gelişen hastalıklardır. Ya kişinin hareketlerinde yavaşlama olur ya da istemsiz hareketler gelişir. Bu hastalıklar içinde en sık görüleni ve halk arasında en iyi tanınanı hareketlerde yavaşlama ve ellerde titreme ile giden Parkinson hastalığıdır. İstemsiz hareketlerle giden hastalıklar arasında da en sık görüleni genelde yaşlılıkla ortaya çıkan “iyi huylu titreme hastalığı” (esansiyel tremor) denen hastalıktır. Vücudun değişik bölgelerini etkileyen istemsiz kasılmalarla karakterize bozukluklar “distoni, kore, atetoz, myoklonus” şeklinde tanımlanır ve her biri için farklı tedaviler uygulanır. Ayrıca daha çok beyincik hastalıklarına bağlı olarak görülen ve “ataksi” şeklinde isimlendirilen denge ve koordinasyon problemleri de hareket bozuklukları kapsamındadır. Hareket bozukluklarından bazıları Botulismus toksin enjeksiyonları ile doğrudan veya EMG eşliğinde tedavi edilir. Nöromusküler hastalıklar (kas ve sinir hastalıkları)

Nöromusküler hastalıklar kaslar, kasların hareketini kontrol eden sinirler ve omurilikte bu sinirlerin çıktığı yerlerin hastalıkları ile ilgilenir. Bu hastalıklar içerisinde en sık görülenleri kas hastalıkları, halk arasında “kas erimesi” olarak bilinen “musküler distrofiler”, yine halk arasında “sinir iltihabı” olarak adlandırılan “nöropatiler”, myasteni ve ALS (amyotrofik lateral skleroz ya da motor nöron hastalıkları) dir.

 

Nöro-oftalmolojik Hastalıklar

Nöro-oftalmoloji, göz ve sinir sisteminin ortak hastalıkları ile ilgilenir. Görme yollarında bir sorun olduğu zaman belirtiler ani veya ilerleyen görme kaybı şeklinde ortaya çıkabilir. Göz hareketlerini ilgilendiren hastalıklarda başlıca belirti çift görmedir ve sorun göz kaslarını, sinirlerini veya beyindeki kontrol merkezlerini ilgilendirebilir. Geçici görme kaybı veya çift görme, hayal görme, göz kapağında düşüklük, göz bebeklerinin büyüklüklerinde farklılık gibi şikayetleri olan hastalar yine Nöro-oftalmoloji’nin ilgi alanına girer. Bu tür şikayetleri olan hastalar doğrudan Nöroloji Anabilim dalına başvurabilir veya vakit geçirmeden bir göz doktoruna başvurabilir ve gözle ilgili nedenler ayırt edildikten sonra Nörolojiye gelebilirler. Multipl Skleroz (MS)

 

Multipl skleroz beyin ve omurilikten oluşan merkezi sinir sistemini tutan bir hastalıktır. Sinirleri çevreleyen ve bir kılıf olarak görev yapan “myelin” hasarı olur. Hastalığın nedeni kesin olarak bilinmese de bağışıklık sistemi myelin hasarından sorumlu tutulmaktadır. Belirtiler sinir sisteminin tutulum bölgesine göre gelişir. Halsizlik, karıncalanma, denge problemleri, görme bozuklukları, konuşma bozuklukları, kuvvetsizlik en sık rastlanılan yakınmalardır. Hastalığın kesin bir tedavisi olmamakla beraber atakların sıklığını ve şiddetini azaltan ve özürlülüğü yavaşlatan yeni tedavi seçenekleri vardır. Ayrıca hastalarda yaşam kalitesini etkileyen kas sertliği, yorgunluk,ağrı ve idrar yapma sorunları gibi belirtilere yönelik farklı tedaviler de mevcuttur.

 

Serebrovasküler (Beyin Damar) Hastalıklar

Beyin damar hastalıkları halk arasında “inme” veya “felç” olarak bilinir. Beyni besleyen damarların tıkanması veya bu damarların, örneğin kan basıncının ani yükselmesi gibi nedenler sonucu, kanaması ile bulguların geliştiği bir hastalık grubudur. Beyinde oluşan hasarın yerine göre hastalarda kol-bacak kuvvetsizliği, yüz-kol-bacakta uyuşukluk, konuşma bozuklukları, çift görme, görme kayıpları, dengesizlik gibi değişik şikayetler ortaya çıkabilir.

 

Beyin damar hastalıkları gelişmekte olan ülkelerde kalp rahatsızlıkları ve kanser ile birlikte en sık üç ölüm sebebinden biridir. Yüksek tansiyon, sigara kullanımı, kan yağlarında (kolesterol - trigliserit) yükseklik, obezite, şeker rahatsızlığı, kalp rahatsızlıkları olan kişiler bu hastalık açısından risk altındadır. Beyin damar hastalıkları genellikle 60 yaş üzerinde görülse de, daha genç yaşlarda da ortaya çıkabilir.

 

Ani ortaya çıkan, hızla ilerleyen vücudun sağ ya da sol tarafında kuvvetsizlik veya uyuşma, konuşulanları anlamama veya konuşmada zorlanma - peltekleşme, çift görme, tek gözde görme kaybı, dengesizlik ve bilinç kaybı yakınaması gelişen bir hasta en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Bazen tanımlanan bu yakınmalar birkaç dakika veya saat içinde tedavi almadan da iyileşebilir. Hasta tamamen düzelse bile bu atakların kalıcı bir felcin habercisi olabileceği akılda tutulmalıdır. Bu nedenle mutlaka bir nöroloji uzmanı tarafından hastanın incelenmesi ve tedavisinin planlanması uygundur.

 

Özellikle ailesinde felç veya kalp damar hastalığı öyküsü olan, 50 yaşın üzerindeki kadın veya erkekler, şeker hastalığı ve yüksek tansiyonu olan, sigara kullanan, kalp hastalıkları olan hastalar ile menapoz dönemindeki kadınlarda felçten korunmak için nöroloji uzmanının görüşü ile koruyucu tedavi uygulanması gerekebilir. Ayrıca beyin damar hastalığı açısından yüksek riskli olan hastalara beyin damarlarındaki olası tıkanıklık veya daralmaların saptanması için çeşitli laboratuar testleri de yapılabilir.

 

 

DAHİLİ TIP BİLİMLERİ BÖLÜMÜ